İpek

9 – 10 yaslarındayken Blue Jean dergisi alır okurdum. Önce A4 kağıtları ortadan ikiye katlar (evet, kitap haline getirir) ardından da Blue Jean’deki fotoğrafları kesip kendi metinlerimi ekleyerek dergiler yaratırdım. Ve çok emindim; bir gün ben de dergide yazacaktım...

2005 yılında oldukça komik bir tesadüfle kendimi Blue Jean’de buldum. Bir yandan işim bir yandan da okulum diyebileceğim dergi ortamında çok ama çok şey öğrendim. Önceleri şaşkınlıkla karışık bir heyecanla başlayan bu serüven zamanla hayatımın bir parçası haline dönüştü.

Ve tabii Müzik! Hayatımda fon müziği olarak hep Frank Sinatra oldu. Tabii ki farklı zamanlarda, farklı ruh hallerinde çeşitli şeyler çalıyor ama onun yeri bir başka; babadan gelen bir şey... Ve tabii ki PINK FLOYD! Sanırım en en en ve de en sevdiğim grup O! Bütün bunların yanında ilginçtir ki aldığım ilk yabancı albüm Mariah Carey’nin 1997 yılında çıkardığı “Butterfly”i oldu, ardından da 1998’de Cher’in cıkardığı “Believe”. Sonrasında hayatımdaki pop devri büyük bir ölçüde
kapandı. Linkin Park, Placebo, Muse gibi daha alternatif isimler girmeye başladı. Bir de bütün bunların yanında çılgın metalci damarım da kabarmadı değil tabii (ve hala da benimle!) Opeth’ler, Empyrium’lar, Carcass’lar, Pantera’lar... Bir de ben küçükken ve büyümeye adım attığım dönemlerde eğer tek bir tarzda müzik dinlemiyorsan “kötü”ydün, “arada kalmış”tın. Ama ben bu söylemlere hiç bir
zaman takmadım, hep saçma buldum, hala da saçma buluyorum. Her zaman her şeyi dinledim ve bunun bana çok şey kattığını düşünüyorum. Mesela 80’ler pop’una da bayılırım. Ama yine de itiraf etmeliyim ki kendimi en çok rock ve metal müzikte buluyorum... Ayrıca Türk rock’ını da çok seviyorum. Bu zorlu piyasada verdikleri uğraş gerçekten takdire değer!

Müzik ne acayip bir şey dimi? İnsani bir anda alıp bambaşka, güzel diyarlara götürebiliyor... Ve bu konuda son olarak PINK FLOYD diyorum ve başka bir şey demiyorum... Onların yaptığı müzik değil, başka bir şey...

Neyse fazla uzatmayayım! :) Gel zaman git zaman derken yıllardır izlediğim ve bence Türkiye’de müzik adına çok büyük bir boşluğu dolduran Dream TV ailesinde kendimi buldum. Umarım bu yeni yolculuk da keyifli bir şekilde devam edecek...